Eğitici Masallar10 Yaş Masalları5 Yaş Masalları6 Yaş Masalları7 Yaş Masalları8 Yaş Masalları9 Yaş Masalları

Sorumluluklarını Öğrenen Küçük Çocuk

Sorumluluklarını Öğrenen Küçük Çocuk

Sorumluluklarını öğrenen küçük çocuk Emir, her sabah annesinin seslenmesiyle uyanırdı. Emir dokuz yaşındaydı ve çok neşeli, meraklı bir çocuktu. Oyun oynamayı, bisiklete binmeyi, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi ve yeni şeyler keşfetmeyi çok severdi. Fakat bir konuda biraz dikkatsizdi: Üzerine düşen işleri zamanında yapmayı pek sevmezdi.

Sabahları yatağını toplamaz, pijamalarını odanın bir köşesine bırakırdı. Oyuncaklarıyla oynadıktan sonra onları yerine koymayı unuturdu. Okul çantasını hazırlamayı son dakikaya bırakır, bazen ödevlerini bile yapmak istemezdi.

Annesi her defasında ona:

“Emir, herkesin yapması gereken bazı görevleri vardır. Bunlara sorumluluk denir,” derdi.

Emir ise genellikle:

“Sonra yaparım,” diye cevap verirdi.

Bir gün okuldan eve geldiğinde çantasını salondaki koltuğun üzerine bıraktı. Ayakkabılarını kapının önünde çıkardı ama yerine koymadı. Montunu sandalyeye astı. Sonra doğruca odasına gidip oyuncak arabalarıyla oynamaya başladı.

Bir süre sonra annesi odasına geldi.

“Emir, okul çantanı hazırlaman gerekiyor. Yarın matematik ödevin var.”

Emir oyuncağından gözünü ayırmadan:

“Birazdan yaparım anne,” dedi.

Annesi başını salladı.

“Birazdan demek kolaydır. Ama yapılması gereken işleri zamanında yapmak önemlidir.”

Emir cevap vermedi.

O akşam oyun oynarken zamanın nasıl geçtiğini fark etmedi. Yemek yedi, biraz televizyon izledi ve sonra uykusu geldi.

Tam yatağına girecekken matematik ödevini hatırladı.

“Ödevimi yapmam gerekiyor!”

Masasına koştu. Fakat defterini bulamadı.

Çantasını açtı.

Defter yoktu.

Kitaplarını çıkardı.

Yine yoktu.

Emir odasını karıştırmaya başladı. Sonunda defteri yatağın altında buldu.

Fakat saat çok geç olmuştu.

Emir ödevini yapmak için oturdu. Gözleri kapanmaya başladı. Birkaç soruyu yaptıktan sonra başını masaya koyup uyuyakaldı.

Sabah olduğunda annesi onu uyandırdı.

“Emir, hadi oğlum. Okula geç kalacaksın.”

Emir gözlerini açtı ve birden ödevini hatırladı.

“Of! Ödevimi bitirmedim.”

Hemen kalktı. Aceleyle giyindi, çantasını hazırladı ve kahvaltısını bile doğru düzgün yapmadan evden çıktı.

Okula vardığında öğretmeni ödevleri kontrol etti.

“Emir, ödevin nerede?”

Emir başını öne eğdi.

“Bitiremedim öğretmenim.”

Öğretmeni kızmak yerine sakin bir şekilde:

“Neden bitiremedin?” diye sordu.

“Erteledim.”

Öğretmeni gülümsedi.

“İşte bugün önemli bir şey öğrendin. Bir işi sürekli ertelemek, sonunda o işi daha zor hâle getirir.”

Emir bunu düşünmeye başladı.

Ders sırasında öğretmeni sınıfa küçük bir görev verdi. Öğrencilerden sınıftaki kitapları düzenlemelerini istedi.

Emir önce görevi yapmak istemedi. Fakat sonra öğretmeninin sözlerini hatırladı.

“Ben de yardım edebilirim.”

Kitapları toplamaya başladı. Büyük kitapları alt rafa, küçük kitapları üst rafa yerleştirdi. Masaların üzerinde kalan kalemleri kutularına koydu.

İşi bitirdiğinde sınıf çok daha düzenli görünüyordu.

Öğretmeni yanına gelip:

“Bak Emir, görevini tamamladığında ortaya güzel bir sonuç çıktı,” dedi.

Emir gülümsedi.

“Gerçekten güzel oldu.”

O gün eve dönerken aklına yeni bir fikir geldi.

“Eğer işlerimi zamanında yaparsam, sonrasında oyun oynamak için daha çok zamanım olur.”

Eve geldiğinde ilk olarak ayakkabılarını yerine koydu. Montunu askıya astı. Çantasını odasına götürdü.

Annesi şaşkınlıkla onu izliyordu.

“Bugün ne oldu sana?” diye sordu.

Emir gülümsedi.

“Artık bazı şeyleri kendim yapmaya çalışacağım.”

Annesi oğlunun başını okşadı.

“İşte bu çok güzel bir başlangıç.”

Emir odasına girdi. Önce yatağını topladı. Sonra oyuncaklarını kutularına yerleştirdi. Ardından masasının üzerine oturup ödevlerini yaptı.

Ödevleri bitirdiğinde saat henüz erkendi.

Emir sevinçle:

“Şimdi oyun oynayabilirim!”

O günden sonra Emir küçük bir görev listesi hazırlamaya karar verdi.

Bir kâğıdın üzerine şunları yazdı:

  • Yatağımı toplamak.
  • Oyuncaklarımı yerine koymak.
  • Okul çantamı hazırlamak.
  • Ödevlerimi zamanında yapmak.
  • Kirli kıyafetlerimi sepete koymak.
  • Evde aileme yardımcı olmak.
  • Eşyalarımı dikkatli kullanmak.

Kâğıdı masasının üzerine yapıştırdı.

Her tamamladığı görevin yanına küçük bir yıldız çizdi.

İlk gün yalnızca birkaç yıldız çizebildi. Bazı görevlerini yine unuttu.

Ama pes etmedi.

Ertesi gün daha dikkatli davrandı.

Bir hafta sonra odası eskisinden çok daha düzenliydi.

Bir akşam babası eve geldiğinde Emir’in odasına baktı.

“Burada büyük bir değişiklik var,” dedi.

Emir gururla:

“Artık işlerimi kendim yapıyorum.”

Babası:

“Bu, büyüdüğünü gösteren güzel bir davranış,” dedi.

Emir artık sorumluluklarını öğrenen bir çocuk olmanın yalnızca görevleri yapmak anlamına gelmediğini anlamaya başlamıştı. Sorumluluk, verdiği sözleri tutmak, eşyalarına dikkat etmek ve başkalarının da işini kolaylaştırmak demekti.

Bir gün okulda öğretmeni öğrencilerden küçük bir bitki yetiştirmelerini istedi.

Her öğrenciye bir saksı ve küçük bir tohum verildi.

Öğretmen:

“Bu bitkinin büyümesi için onu düzenli olarak sulamanız gerekiyor. Çok fazla su verirseniz de zarar görebilir. Yeterince ilgilenmezseniz de kuruyabilir.”

Emir tohumu saksısına dikti.

İlk gün onu suladı.

İkinci gün de suladı.

Üçüncü gün oyun oynamaya dalınca bitkisini unuttu.

Akşam olduğunda bitkinin toprağının kuruduğunu fark etti.

“Onu unuttum!”

Hemen biraz su verdi.

Ertesi sabah küçük bitkinin yapraklarının hafifçe doğrulduğunu gördü.

Emir çok sevindi.

O andan itibaren bitkisine her gün belirli bir saatte bakmaya başladı.

Bir süre sonra saksının içinden küçük yeşil bir filiz çıktı.

Emir her gün filizin biraz daha büyüdüğünü gördükçe mutlu oldu.

Bir sabah öğretmeni:

“Emir, bitkin çok güzel büyümüş.”

Emir:

“Çünkü ona her gün baktım öğretmenim.”

Öğretmeni gülümseyerek:

“İşte sorumluluk tam olarak budur. Bir işi yalnızca bir gün yapmak değil, gerektiğinde onu düzenli olarak sürdürmektir.”

Emir bu sözleri hiç unutmadı.

Artık evde de ailesine yardımcı olmaya başladı.

Bazen sofrayı hazırlıyor, bazen masayı topluyor, bazen kitaplarını düzenliyordu. Annesi ondan her şeyi kusursuz yapmasını beklemiyordu. Önemli olan Emir’in kendi görevlerini fark etmesi ve elinden geleni yapmasıydı.

Bir cumartesi günü Emir arkadaşlarıyla parka gitmek için hazırlanıyordu.

Tam kapıdan çıkacakken annesi:

“Emir, odandaki oyuncaklarını toplamayı unutma,” dedi.

Emir bir an durdu.

Eskiden olsa:

“Sonra toplarım,” derdi.

Fakat bu kez odasına döndü.

Oyuncaklarını kutusuna yerleştirdi, kitaplarını rafa koydu ve masasını düzenledi.

Sonra parka gitti.

Arkadaşları onu bekliyordu.

“Çok geç kaldın,” dediler.

Emir:

“Önce yapmam gereken işi tamamladım.”

Arkadaşlarından biri şaşırdı.

“Sen artık eskisi gibi değilsin.”

Emir güldü.

“Eskiden işlerimi erteliyordum. Şimdi önce görevlerimi yapıyorum, sonra oyun oynuyorum.”

O gün Emir parkta doyasıya eğlendi.

Eve döndüğünde kendisini çok iyi hissediyordu.

Çünkü oyun oynarken aklında tamamlanmamış hiçbir iş yoktu.

Artık sorumluluklarını öğrenen Emir, yaptığı işlerin yalnızca kendisini değil, ailesini ve arkadaşlarını da etkilediğini fark etmişti.

Bir gün sınıfta öğretmeni önemli bir duyuru yaptı.

“Çocuklar, önümüzdeki hafta sınıfımızda küçük bir sergi düzenleyeceğiz. Herkes bir görev üstlenecek.”

Bazı öğrenciler resim hazırlayacak, bazıları kitapları düzenleyecek, bazıları masaları hazırlayacakmış.

Emir’e sergi masasının düzenlenmesi görevi verilmiş.

Emir çok sevindi.

“Bu görevi ben yaparım öğretmenim.”

Sergi günü geldiğinde Emir erkenden okula gitti. Masaları kontrol etti, kitapları düzgünce yerleştirdi ve arkadaşlarının hazırladığı resimleri dikkatlice sıraladı.

Bir öğrenci telaşla yanına geldi.

“Emir, benim resmimi bulamıyorum!”

Emir hemen yardım etti.

Resmi masaların arasında aradı ve sonunda buldu.

“Buradaymış!”

Arkadaşı sevinçle:

“Teşekkür ederim!”

Sergi başladığında her şey düzenli görünüyordu.

Öğretmeni Emir’e:

“Bugün sana verdiğimiz görevi çok güzel tamamladın.”

Emir’in yüzünde büyük bir gülümseme oluştu.

O gün eve dönerken düşündü:

“Demek sorumluluk almak bazen zor olsa da sonunda insana mutluluk veriyor.”

Artık Emir, sorumluluklarını öğrenen bir çocuk olarak her gün biraz daha dikkatli davranıyordu. Fakat en önemlisi, hata yaptığında bunu kabul etmeyi de öğrenmişti.

Çünkü sorumluluk sahibi olmak hiç hata yapmamak değildi.

Hata yaptığında onu düzeltmeye çalışmak, eksik bıraktığın işi tamamlamak ve aynı hatayı tekrar etmemekti.

Aylar geçti.

Emir’in odası düzenli, okul çantası hazır, ödevleri zamanında ve bitkisi yemyeşil olmuştu.

Bir akşam annesi onun yanına oturdu.

“Seninle gurur duyuyorum,” dedi.

Emir:

“Neden?”

“Çünkü artık yapman gereken işleri başkaları hatırlatmadan düşünüyorsun.”

Emir annesine sarıldı.

“Ben de kendimle gurur duyuyorum.”

O gece yatağına yatarken masasındaki görev listesine baktı.

Kâğıdın üzerinde artık çok sayıda yıldız vardı.

Emir kalemini eline aldı ve listenin altına yeni bir cümle yazdı:

Sorumluluklarını öğrenen bir çocuk, kendi işlerini yaparken çevresindeki insanlara da yardımcı olur.”

Sonra ışığını kapattı.

Pencereden dışarı baktığında gökyüzünde parlak yıldızlar vardı.

Emir artık biliyordu ki büyümek sadece yaşının ilerlemesi değildi. Büyümek; verdiği sözleri tutmak, yaptığı işlerin arkasında durmak, ailesine yardımcı olmak ve kendi görevlerini yerine getirmekti.

O günden sonra Emir hiçbir zaman mükemmel olmaya çalışmadı. Bunun yerine her gün bir önceki günden biraz daha dikkatli, biraz daha düzenli ve biraz daha sorumlu olmaya çalıştı.

Çünkü küçük görevlerin bile büyük alışkanlıklar oluşturduğunu öğrenmişti.

Ve Emir’in hayatındaki en güzel değişiklik, kendi işlerini yapmaya başladığında kendisine olan güveninin de artmasıydı.

Artık bir şey yapması gerektiğinde “Sonra yaparım,” demiyordu.

Kendi kendine:

“Önce görevimi tamamlarım, sonra eğlenirim,” diyordu.

Böylece oyunlarına daha çok zaman ayırıyor, ailesini mutlu ediyor ve okulda arkadaşlarına örnek oluyordu.

Masal da burada sona ermiş.

Gökten üç yıldız düşmüş.

Biri görevlerini zamanında yapan çocukların üzerine, biri ailesine yardım eden çocukların üzerine, diğeri ise hata yaptığında yeniden denemekten vazgeçmeyen bütün çocukların üzerine düşmüş.

Ve küçük Emir’in hikâyesi, çocuklara şu güzel mesajı bırakmış:

Sorumluluklarını Öğrenen Küçük Çocuk

Sorumluluk almak bazen küçük bir adımla başlar. Kendi yatağını toplamak, oyuncaklarını yerine koymak veya verdiğin sözü tutmak bile seni daha güvenilir ve güçlü bir insan yapar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu