
Karanlıktan Korkan Kirpi
Karanlıktan korkan kirpi Pıtırcık, yemyeşil ağaçlarla çevrili küçük bir ormanda annesiyle birlikte yaşardı. Pıtırcık gündüzleri çok neşeliydi. Çiçeklerin arasında dolaşır, kelebekleri izler, arkadaşlarıyla oyunlar oynardı. Ancak güneş yavaş yavaş batmaya başladığında içini büyük bir korku kaplardı.
Gökyüzü turuncudan mora, mor ise koyu laciverte döndüğünde Pıtırcık hemen evine koşardı.
“Anne, hava kararıyor!” derdi telaşla. “Lütfen ışığı söndürme.”
Annesi gülümseyerek onun yanına otururdu.
“Pıtırcık,” derdi, “karanlık her zaman korkulacak bir şey değildir. Bazen gece, gündüzün dinlenme zamanıdır.”
Ama Pıtırcık buna inanmakta zorlanıyordu. Ona göre karanlığın içinde kim bilir neler vardı!
Bir gece, Pıtırcık yatağına girmiş ama bir türlü uyuyamamıştı. Pencereden içeri giren ay ışığı bile onu rahatlatmaya yetmiyordu. Tam o sırada dışarıdan ince bir ses duydu.
“Yardım edin!”
Pıtırcık korkuyla kulaklarını dikti.
“Anne, duydun mu?”
Annesi de sesi duymuştu. İkisi birlikte kapıya çıktılar. Ormanın içinden küçük bir tavşanın sesi geliyordu. Tavşan Minnoş, evine dönerken yolunu kaybetmişti.
Pıtırcık bir an durdu. Orman karanlıktı. Her yer sessiz görünüyordu. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı.
“Ben… ben korkuyorum,” dedi.
Annesi onun omzuna dokundu.
“Korkmak kötü değildir,” dedi. “Önemli olan korktuğunda doğru olanı yapabilmektir.”
Pıtırcık derin bir nefes aldı. Sonra gökyüzüne baktı. Ay parlıyordu. Yıldızlar küçük ışıklar gibi gökyüzünü süslüyordu.
“Belki de karanlık sandığım kadar karanlık değildir,” diye düşündü.
Pıtırcık ve annesi, Minnoş’un sesini takip ederek ormanın içine doğru yürüdüler. Bir süre sonra küçük tavşanı büyük bir ağacın yanında buldular.
“Çok korktum,” dedi Minnoş.
Pıtırcık bu sözleri duyunca gülümsedi.
“Ben de karanlıktan korkuyorum,” dedi. “Ama birlikte olunca daha cesur hissediyorum.”
Üçü birlikte Minnoş’un evine doğru yürümeye başladılar. Yol boyunca Pıtırcık daha önce hiç fark etmediği güzellikleri gördü. Ateş böcekleri küçük lambalar gibi uçuyordu. Gece çiçekleri güzel kokular yayıyordu. Uzaktan baykuşların sesi geliyordu.
Pıtırcık şaşkınlıkla etrafına baktı.
“Gece aslında ne kadar güzelmiş!” dedi.
Minnoş evine ulaştığında Pıtırcık büyük bir mutluluk hissetti. Dönüş yolunda artık eskisi kadar korkmuyordu.
O gece yatağına uzandığında annesine şöyle dedi:
“Anne, sanırım karanlıktan tamamen korkmayı bırakmadım. Ama artık korktuğumda nefes alıp etrafıma dikkatle bakabileceğimi biliyorum.”
Annesi onu sevgiyle öptü.
“İşte gerçek cesaret budur,” dedi. “Cesaret hiç korkmamak değil, korktuğunda da devam edebilmektir.”
Pıtırcık gözlerini kapattı. Pencereden içeri ay ışığı süzülüyordu. Dışarıdaki gece artık ona korkutucu gelmiyordu.
Ve Karanlıktan Korkan Kirpi, o geceden sonra gökyüzündeki yıldızları izleyerek huzur içinde uyumaya başladı.
Karanlıktan Korkan Kirpi ve Cesaretin Küçük Adımları
Pıtırcık zamanla şunu öğrendi: İnsan bazen bilmediği şeylerden korkabilir. Fakat korkularımızı anlamaya çalışmak, sevdiğimiz insanlardan yardım istemek ve küçük adımlar atmak bizi daha güçlü yapabilir.

Korkmak Normaldir
Karanlıktan Korkan Kirpi Pıtırcık’ın hikâyesi, çocuklara korkmanın utanılacak bir şey olmadığını anlatır. Herkes zaman zaman korkabilir. Önemli olan, korkularımızla yalnız olmadığımızı bilmek ve kendimize inanmayı öğrenmektir.
Masalın verdiği mesaj: Korkmak normaldir; sevgi, güven ve cesaret sayesinde korkularımızı küçük adımlarla aşabiliriz.



