Kapat Devamı

Deniz Canlılarının Mercanları Koruması Masalı

Bir varmış, bir yokmuş… Usuz bucaksız, masmavi bir okyanusun derinliklerinde, çılgın renkleriyle göz kamaştıran devasa bir Mercan Şehri varmış. Bu şehirde yaşayan mercanlar, sadece denizin süsü değil, aynı zamanda binlerce deniz canlısının yuvasıymış.

Mercan Şehrinin kalbinde ise Maviş adında, bilge ve kocaman bir beyin mercanı yaşarmış. Maviş, etrafındaki tüm canlılara kucak açar, onları tehlikelerden korurmuş.

Ancak bir gün, okyanusun akıntısı değişmeye başlamış. Yukarıdaki dünyadan gelen sıcak dalgalar ve tuhaf, gri bir sis Mercan Şehrinin üzerine çökmüş. Mercanlar yavaş yavaş renklerini kaybetmeye, solmaya ve hastalanmaya başlamışlar. Maviş’in o canlı pembe rengi gitmiş, yerine hüzünlü bir beyazlık gelmiş.

Büyük Toplantı

Şehrin tehlikede olduğunu ilk fark eden, neşeli ve akıllı bir palyaço balığı olan Pırpır olmuş. Pırpır, evinin solduğunu görünce hemen okyanusun dört bir yanına haber salmış:

“Duyduk duymadı demeyin! Mercan Şehri ölüyor! Eğer mercanları kaybetmek istemiyorsak, herkes acilen Büyük Kayalıkta toplansın!”

Kısa sürede, okyanusun en küçüğünden en büyüğüne kadar tüm canlılar toplu halde gelmiş. Kaplumbağalar, deniz yıldızları, yengeçler ve hatta devasa bir balina bile oradaymış.

Deniz Canlılarının Mercanları Koruması Masalı

Kahramanlar İş Başında

Herkes rengini kaybetmek üzere olan Maviş’in etrafında toplanmış. Bilge Mercan Maviş, zayıf bir sesle, “Çok sıcaaaak… Ve üzerimizdeki bu gri toz nefes almamızı engelliyor,” demiş.

Hemen plan yapılmış ve herkes işe koyulmuş:

  • Temizlik Timi: Küçük karidesler ve yengeçler, kıstaçlarıyla mercanların üzerindeki gri tozları ve zararlı yosunları tek tek temizlemeye başlamışlar. Rengarenk papağan balıkları ise gaga gibi dişleriyle mercanların eskiyen yerlerini nazikçe törpülemişler.

  • Gölgelik Timi: Bilge Deniz Kaplumbağası Tonton ve arkadaşları, geniş kabuklarını yan yana getirerek yukarıdan gelen yakıcı güneş ışınlarına karşı mercanların üzerine dev bir şemsiye olmuşlar.

  • Serinlik Dalgası: En zor görev ise dev balina Bora’ya düşmüş. Bora, okyanusun en derin, en serin yerlerine dalarak kuyruğuyla yukarıya doğru soğuk su akıntıları pompalamaya başlamış.

Renklerin Dönüşü

Günlerce, gecelerce hiç durmadan çalışmış deniz canlıları. Kimse “ben yoruldum” dememiş. Çünkü biliyorlarmış ki, mercanlar olmazsa kendilerine ait bir yuva da kalmayacakmış.

Bir sabah, balina Bora’nın getirdiği son serin dalgasıyla birlikte Maviş derin bir nefes almış. Önce hafif bir pembelik belirmiş üzerinde, sonra o eski canlı mavi rengi geri gelmiş! Maviş’in iyileştiğini gören diğer küçük mercanlar da neşeyle renklenmeye başlamışlar. Şehir yeniden kırmızıya, yeşile, sarıya boyanmış.

Maviş, kocaman kollarını (polipleri) sallayarak tüm şehre seslenmiş:

“Teşekkür ederim küçük dostlarım. Siz birlik oldunuz ve evimizi kurtardınız. Unutmayın, biz birbirimize bağlıyız. Siz beni korudunuz, ben de sizi sonsuza kadar koruyacağım.”

O günden sonra Mercan Şehrinde her yıl “Birlik ve Renk Festivali” kutlanmış. Deniz canlıları, birlikte hareket ettiklerinde aşamayacakları hiçbir zorluk olmadığını okyanustaki tüm akıntılara fısıldamışlar.

Onlar ermiş muradına, biz dalalım okyanusun en güzel rüyasına…

Share:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir