Karanlıktan Korkan Peri

Karanlıktan Korkan Peri Masalı
Bir varmış bir yokmuş. Yemyeşil ağaçların arasında, rengârenk çiçeklerin hiç solmadığı Sihirli Orman’da Lina adında çok sevimli bir peri yaşarmış. Lina, gündüzleri kelebeklerle oyun oynar, çiçeklere renk verir ve kuşların neşeli şarkılarına eşlik edermiş.
Fakat Lina’nın herkesten sakladığı küçük bir sırrı varmış. O, karanlıktan çok korkarmış.
Güneş yavaş yavaş batmaya başladığında Lina’nın kalbi hızlı hızlı çarparmış. Gökyüzü mora dönünce hemen en parlak çiçeğin yapraklarının arasına saklanır, sabah olmasını beklermiş.
Bir gece gökyüzü her zamankinden daha parlaktı. Ay, gümüş gibi ışıldıyor, binlerce yıldız gökyüzünü süslüyordu. Tam o sırada yaşlı Ateş Böceği Bilge, Lina’nın saklandığını fark etmiş.
“Pericik, neden her akşam saklanıyorsun?” diye sormuş.
Lina utangaç bir sesle, “Karanlıktan korkuyorum. Her yer sessiz olunca kötü bir şey olacakmış gibi hissediyorum.” demiş.

Bilge Ateş Böceği gülümsemiş.
“Karanlık kötü değildir. O sadece yıldızların ve ayın parlamasına yardım eder.”
Lina buna pek inanamamış ama yine de Bilge Ateş Böceği’nin peşinden yürümeye karar vermiş.
Ormanda ilerledikçe gecenin aslında ne kadar güzel olduğunu fark etmiş. Ateş böcekleri küçük fenerler gibi etrafı aydınlatıyor, cırcır böcekleri huzur veren melodiler söylüyor, hafif rüzgâr yaprakları usulca sallıyormuş.
Bir süre sonra küçük bir tavşan yolunu kaybetmiş.
“Yardım eder misiniz?” diye üzgün bir sesle seslenmiş.
Lina biraz korksa da sihirli asasını kaldırmış. Asasının ucundan çıkan yumuşacık altın ışık patikayı aydınlatmış. Tavşan sevinçle evinin yolunu bulmuş.
“Çok teşekkür ederim Peri Lina!” demiş.
Lina’nın yüzünde kocaman bir gülümseme belirmiş. İlk kez karanlıkta birine yardım edebilmişti.
O gece gökyüzüne baktığında yıldızların ne kadar parlak olduğunu fark etmiş. Eğer gece olmasaydı onları hiç göremeyeceğini anlamış.
Bilge Ateş Böceği yanına gelerek,
“Gördün mü? Cesaret, korkunun hiç olmaması değil; korksan bile doğru olanı yapabilmektir.” demiş.
Lina başını sallayarak gülümsemiş.
O günden sonra güneş battığında artık saklanmamış. Her gece ormanı dolaşıp kaybolan minik hayvanlara yol göstermiş, çiçeklerin üzerine düşen çiy tanelerini parlatmış ve yıldızları hayranlıkla izlemiş.

Artık karanlık onun için korkulacak bir yer değil, huzur ve güzelliklerle dolu sihirli bir zaman olmuş.
O günden sonra Sihirli Orman’daki bütün çocuklar, gece gökyüzüne baktıklarında parlayan minicik bir ışık görürmüş. Bunun, cesaretini bulan Peri Lina’nın ışığı olduğuna inanırlarmış.
Ve o gece herkes huzur içinde uykuya dalmış.
Tatlı rüyalar…
