Ağustos Böceğinin Altın Kalbi

Ağustos Böceğinin Altın Kalbi
Agustos Böceğinin Masalı , Bir varmış, bir yokmuş… Yemyeşil ağaçların gökyüzüne uzandığı, rengârenk çiçeklerin mis gibi kokular saçtığı büyük bir ormanda, sesiyle herkesi mutlu eden neşeli bir ağustos böceği yaşarmış. Bu sevimli böceğin adı Liko’ymuş. Liko’nun sesi öyle güzelmiş ki sabah güneşi doğarken söylediği şarkılar, kuşların cıvıltısına karışır, ormandaki bütün canlıların güne keyifle başlamasını sağlarmış.
Fakat Liko’yu diğer ağustos böceklerinden ayıran tek şey güzel sesi değilmiş. Onun en büyük özelliği, kalbinin altın kadar değerli olmasıymış. Bu yüzden ormandaki herkes ona “Altın Kalpli Liko” dermiş.
Ormanda Başlayan Yardımlaşma
Bir gün küçük tavşan Momo, yiyecek toplarken sepetini devirmiş. Topladığı bütün meyveler dereye doğru yuvarlanmaya başlamış.
Momo üzgün bir şekilde:
“Şimdi aileme ne götüreceğim?” diye ağlamaya başlamış.
Tam o sırada Liko, ağacın dalından aşağı inmiş.
“Üzülme dostum. Birlikte toplarız.”
Hemen sincaplar dallardan fındık taşımış, kirpiler elmaların peşinden koşmuş, kaplumbağa dere kenarındaki armutları toplamış. Liko ise herkesi neşelendiren şarkılar söyleyerek çalışmayı eğlenceli hâle getirmiş.
Kısa süre içinde Momo’nun sepeti eskisinden bile dolu olmuş.
Küçük Bir İyilik Büyük Mutluluk Getirir
Ertesi hafta minik serçe Lili’nin yuvası şiddetli rüzgâr yüzünden zarar görmüş.
Lili çaresizce dalların arasında dolaşırken Liko hemen arkadaşlarını toplamış.
Kunduzlar sağlam dallar getirmiş.
Örümcek ince ama güçlü ağlarını örmüş.
Sincaplar yaprak toplamış.
Kuşlar yuvayı dikkatlice yeniden kurmuş.
Akşama doğru Lili’nin yuvası eskisinden daha güzel olmuş.
Lili mutlulukla:
“İyi ki varsınız.” demiş.
Liko ise gülümseyerek cevap vermiş:
“Paylaşılan emek, en güzel hediyedir.”
Beklenmedik Misafirler
Yaz sonuna doğru ormana susuz kalmış kelebekler gelmiş. Uzaklardan uçtukları için çok yorulmuşlar.
Ormandaki hayvanların bazıları kendi yiyeceklerinin azalacağını düşünüp endişelenmiş.
Liko ise hiç düşünmeden:
“Biz paylaşmasını biliriz.”
demiş.
Herkes biraz meyve, biraz su ve biraz bal getirmiş.
Kimse aç kalmamış.
Kelebekler de güçlerini toparlayınca rengârenk çiçek tohumları bırakmışlar.
Aradan birkaç hafta geçince orman, daha önce hiç görülmemiş kadar rengârenk çiçeklerle dolmuş.

Altın Kalbin Sırrı
Meraklı baykuş bir gün Liko’ya sormuş:
“Liko, neden hep başkalarına yardım ediyorsun?”
Liko gülümsemiş.
“Çünkü mutluluk paylaşıldıkça büyür. Bir dostun gülümsemesi, bana söylenebilecek en güzel şarkıdır.”
Baykuş başını sallamış.
“İşte bu yüzden herkes seni seviyor.”
Büyük Şenlik
Sonbahar gelmeden önce bütün orman sakinleri büyük bir dostluk şenliği düzenlemiş.
Tavşanlar havuçlu kek yapmış.
Sincaplar ceviz toplamış.
Arılar tatlı bal ikram etmiş.
Kuşlar en güzel melodilerini söylemiş.
Herkes Liko için küçük sürprizler hazırlamış.
Ormanın en yaşlı kaplumbağası kürsüye çıkmış.
“Bugün yalnızca güzel sesi olan bir ağustos böceğini değil, kalbi altın gibi parlayan gerçek bir dostu kutluyoruz.”
Bütün orman alkışlarla yankılanmış.
Liko utangaç bir şekilde gülümsemiş.
“Ben tek başıma hiçbir şey yapmadım. Hep birlikte paylaşmayı öğrendik.”
O günden sonra ormanda ne zaman biri yardıma ihtiyaç duysa herkes birbirine destek olmuş. Çünkü Liko’nun gösterdiği iyilik, tıpkı küçük bir tohum gibi bütün ormana yayılmış.
Ve o güzel ormanda yaşayan herkes anlamış ki gerçek zenginlik, çok şeye sahip olmak değil; sahip olduklarını sevgiyle paylaşabilmektir.
O günden sonra Liko’nun şarkıları yalnızca kulaklara değil, kalplere de umut vermiş.
Masal da burada mutlu sonla bitmiş.
Masaldan Çıkarılacak Ders
İyilik ve cömertlik, paylaşıldıkça çoğalır. Gerçek mutluluk, başkalarının yüzünü güldürebilmek ve ihtiyaç anında yardım eli uzatabilmektir.



