Ağustos Böceği ile Karınca
Ağustos Böceği ile Karınca

Ağustos Böceği ile Karınca Masalı
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarlarda, rengârenk çiçeklerin açtığı, kuşların sabahın ilk ışıklarıyla şarkı söylediği Ağustos Böceğinin olduğu yemyeşil bir kır varmış.
Bu kırda birbirinden farklı iki komşu yaşarmış.
Bunlardan biri çalışkanlığıyla tanınan küçük bir karınca, diğeri ise şarkı söylemeyi çok seven neşeli bir ağustos böceğiymiş.
Karıncanın adı Minik, ağustos böceğinin adı ise Cızırmış.
Minik sabah erkenden uyanır, yuvasından çıkar ve kış için yiyecek toplamaya başlarmış.
Cızır ise güneş doğduğunda büyük bir yaprağın üzerine çıkar, kanatlarını açar ve neşeyle şarkı söylermiş.
“Cızır cızır, güneş doğdu,
Çiçeklerle kırlar doldu!”
Minik her sabah Cızır’ın yanından geçerken onun şarkısını dinlermiş.
Fakat durmadan çalışmaya devam edermiş.
Cızır ise arkadaşının neden bu kadar çok çalıştığını bir türlü anlayamazmış.
Yaz Günlerinin Neşesi
Yaz mevsimi o yıl çok güzelmiş.
Gökyüzü masmavi, güneş sıcacıkmış.
Ağaçların dalları meyvelerle doluymuş.
Her yerde yiyecek bulmak mümkünmüş.
Cızır bir gün Minik’e seslenmiş:
“Minik! Nereye gidiyorsun?”
“Yiyecek toplamaya.”
“Daha dün toplamadın mı?”
“Topladım.”
“Öyleyse bugün neden çalışıyorsun?”
Minik sırtındaki buğday tanesini göstererek:
“Kış için hazırlık yapıyorum.”
Cızır kahkahalarla gülmüş.
“Kış mı? Daha yaz yeni başladı!”
“Doğru. Ama kış gelmeden hazırlanmak gerekiyor.”
Cızır:
“Ben kış gelince düşünürüm.”
Sonra sazını eline almış ve şarkı söylemeye devam etmiş.
Minik başını sallayıp yoluna gitmiş.
Karıncanın Küçük Deposu
Minik’in yer altındaki yuvasında küçük bir depo varmış.
Topladığı buğdayları bir köşeye, kuru meyveleri başka bir köşeye koyuyormuş.
Fakat Minik bütün gün çalışmıyormuş.
Sabahları birkaç saat yiyecek topluyor, öğleden sonra arkadaşlarıyla vakit geçiriyormuş.
Akşamları ise Cızır’ın şarkılarını dinlemeyi seviyormuş.
Bir gün Cızır:
“Demek sen de eğlenebiliyormuşsun!”
demiş.
Minik gülmüş.
“Elbette. Çalışmak bütün gün eğlenmemek demek değildir.”
“Öyleyse neden bu kadar hazırlık yapıyorsun?”
“Çünkü bugün yapabileceğim bir işi yarına bırakırsam yarın başka bir sorun çıkabilir.”
Cızır omuzlarını silkmiş.
“Ben yarını yarın düşünmeyi tercih ediyorum.”
Sonbahar Geliyor
Günler geçmiş.
Yaz yavaş yavaş sona ermeye başlamış.
Ağaçların yaprakları sararmış.
Akşamları hava serinlemiş.
Minik hâlâ yiyecek toplamaya devam ediyormuş.
Cızır ise şarkı söylüyormuş.
Bir sabah Minik ona:
“Cızır, sonbahar geldi. Sen de biraz yiyecek toplasan iyi olur.”
Cızır:
“Daha çok zaman var.”
“Bence sandığın kadar yok.”
Cızır çevresine bakmış.
Gerçekten de çiçeklerin sayısı azalmış.
Fakat güneş hâlâ parlıyormuş.
“Bugün hava güzel. Yarın toplarım.”
Ertesi gün yağmur yağmış.
Cızır:
“Yağmurda çalışamam. Yarın başlarım.”
Sonraki gün arkadaşları onu bir eğlenceye çağırmış.
“Bugün de olmaz. Yarın kesin başlarım.”
Ama o “yarın” bir türlü gelmemiş.
İlk Kar
Bir sabah Cızır uyandığında her yerin bembeyaz olduğunu görmüş.
“Bu da ne?”
Gece boyunca kar yağmış.
Ağaçların dalları beyaz örtülerle kaplanmış.
Toprak donmuş.
Cızır yiyecek aramaya çıkmış.
Yazın yiyecek bulduğu yerlere bakmış.
Hiçbir şey yokmuş.
Çiçekler kaybolmuş.
Tohumlar karın altında kalmış.
Cızır’ın karnı guruldamış.
“Keşke biraz yiyecek biriktirseydim.”
O anda Minik’in yaz boyunca söylediklerini hatırlamış.
Karıncanın Kapısı
Cızır karların arasında güçlükle yürüyerek Minik’in yuvasına gitmiş.
Kapıyı çalmış.
“Tak tak!”
Minik kapıyı açmış.
“Cızır! Bu havada ne yapıyorsun?”
Cızır başını eğmiş.
“Yiyeceğim kalmadı.”
Minik onu hemen içeri almış.
“Önce ısın.”
Cızır şaşırmış.
“Bana kızmayacak mısın?”
“Neden kızayım?”
“Bütün yaz sen çalışırken ben şarkı söyledim.”
Minik ona sıcak bir çorba uzatmış.
“Bu doğru.”
Cızır üzülerek:
“Sen beni uyarmıştın ama seni dinlemedim.”
Minik:
“Bunu sonra konuşuruz. Şimdi karnını doyur.”
Cızır çorbasını içmiş.
Uzun zamandır yediği en güzel yemekmiş.
Depodaki Sorun
Ertesi sabah Minik, Cızır’a yiyecek deposunu göstermiş.
Cızır hayranlıkla:
“Ne kadar çok yiyecek toplamışsın!”
Minik:
“Evet ama küçük bir sorunum var.”
“Ne?”
“Bazı tohumlar nemlenmeye başladı. Onları ayırmam gerekiyor.”
Cızır:
“Ben yardım edebilirim.”
İkisi bütün gün depoyu düzenlemişler.
Cızır iyi tohumları bir tarafa, nemlenenleri başka tarafa ayırmış.
Sonra depodaki küçük çatlağı fark etmiş.
“Minik, buradan su geliyor.”
Minik şaşırmış.
“Bunu fark etmemiştim!”
Birlikte çatlağı kuru yapraklar ve küçük taşlarla kapatmışlar.
Minik:
“Bugün sen olmasaydın yiyeceklerimin bir kısmı bozulabilirdi.”
Cızır gülümsemiş.
“Demek ben de işe yarıyorum.”
“Tabii ki yarıyorsun.”
Uzun Kış Geceleri
Cızır bir süre Minik’in yuvasında kalmış.
Her gün yapılacak işlere yardım etmiş.
Odun parçaları toplamış.
Depoyu düzenlemiş.
Kar hafiflediğinde dışarı çıkıp yiyecek aramış.
Akşam olduğunda ise sazını eline alıp şarkı söylüyormuş.
Minik bir akşam:
“İyi ki sazını getirdin,” demiş.
“Neden?”
“Kış geceleri senin şarkıların olmadan çok sessiz olurdu.”
Cızır şaşırmış.
“Şarkı söylemenin de faydası var mı?”
“Elbette. İnsan yalnızca yemekle mutlu olmaz. Bazen müziğe, hikâyeye ve neşeye de ihtiyaç duyar.”
Cızır bu sözü çok sevmiş.
O günden sonra ikisi birbirlerinden bir şeyler öğrenmeye başlamışlar.
Minik, bazen işi bırakıp biraz dinlenmenin güzel olduğunu anlamış.
Cızır ise eğlenirken geleceği de düşünmek gerektiğini öğrenmiş.
Baharın İlk Günü
Uzun kış sonunda sona ermiş.
Karlar erimiş.
Topraktan küçük yeşil filizler çıkmaya başlamış.
Cızır yuvasından dışarı çıktığında derin bir nefes almış.
“Bahar!”
Minik de arkasından çıkmış.
“Evet.”
Cızır hemen şarkı söylemeye başlamış.
Ama birkaç dakika sonra durmuş.
Minik şaşırmış.
“Neden sustun?”
“Yiyecek toplamaya gidiyorum.”
Minik gülmüş.
“Daha baharın ilk günü.”
Cızır da gülmüş.
“Biliyorum. Bu kez erken başlayacağım.”
Yeni Bir Düzen
O yaz Cızır hayatını tamamen değiştirmemiş.
Hâlâ şarkı söylüyormuş.
Hâlâ arkadaşlarıyla eğleniyormuş.
Ama artık her sabah belirli bir süre çalışıyormuş.
Topladığı yiyecekleri küçük deposuna götürüyormuş.
Öğleden sonra ise sazını alıp çiçeklerin arasına oturuyormuş.
Bir gün Minik yanından geçerken Cızır:
“Biraz dinlenmek ister misin?” diye sormuş.
Minik sırtındaki buğday tanesini yuvasına bırakmış.
“Olur.”
İkisi büyük bir papatyanın altında oturmuşlar.
Cızır sazını çalmış.
Minik de ona eşlik etmiş.
İkinci Kış
Aylar sonra yeniden kış gelmiş.
Kar yağmaya başladığında Cızır’ın küçük deposu yiyeceklerle doluymuş.
Kapısının önüne çıkmış ve gururla bakmış.
“Bu kez hazırım!”
Sonra aklına bir şey gelmiş.
Geçen yıl Minik’in kendisine yaptığı iyiliği hatırlamış.
Küçük bir sepete yiyecek doldurmuş.
Ormanın kenarında yaşayan yaşlı bir böceğin evine götürmüş.
“Bunlar sizin için.”
Yaşlı böcek:
“Ama senin de ihtiyacın olabilir.”
Cızır:
“Ben yeterince hazırlık yaptım. Birazını paylaşabilirim.”
Eve dönerken kendisini çok mutlu hissediyormuş.
O akşam Minik’i yemeğe davet etmiş.
İkisi birlikte sıcak çorba içmişler.
Sonra Cızır sazını eline almış.
Yeni yazdığı şarkıyı söylemeye başlamış:
“Yaz gelince çalış biraz,
Şarkı söyle, eğlen biraz.
Kış gelmeden hazırlan,
Elindekini paylaş biraz!”
Minik kahkahalarla alkışlamış.
“Sanırım sonunda dengeyi buldun.”
Cızır:
“Sen de buldun.”
Çünkü ikisi artık biliyormuş ki hayat yalnızca çalışmaktan ya da yalnızca eğlenmekten ibaret değildi.
Sorumluluklarımızı zamanında yerine getirirken dinlenmeye, eğlenmeye ve sevdiklerimizle güzel zaman geçirmeye de yer ayırmak gerekir. Hazırlıklı olmak bizi zor günlerde korurken paylaşmak ve yardımlaşmak da o günleri daha kolay hâle getirir.
Gökten üç buğday tanesi düşmüş. Biri çalışmayı bilenlere, biri eğlenmeyi unutmayanlara, biri de elindekini paylaşanlara gitmiş. Bu masalı sonuna kadar okuyan çocuklara ise Cızır’ın neşeli şarkısı kalmış.

Masalın Verdiği Mesaj
Ağustos Böceği ile Karınca Masalı; çalışmanın, planlı olmanın ve geleceğe hazırlanmanın önemini anlatır. Aynı zamanda dinlenmenin, sanatın, eğlenmenin ve yardımlaşmanın da yaşamın değerli parçaları olduğunu gösterir. Önemli olan sorumluluklarımız ile keyif aldığımız şeyler arasında sağlıklı bir denge kurabilmektir.



