Klasik Masallar10 Yaş Masalları3 Yaş Masalları4 Yaş Masalları5 Yaş Masalları6 Yaş Masalları7 Yaş Masalları8 Yaş Masalları9 Yaş MasallarıYaslara Göre Masallar

Kibritçi Kız

Kibritçi Kız

Kibritçi Kız Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. kibritçi kız varmış , Kışın karların sokakları bembeyaz örttüğü, bacalardan yükselen dumanların gökyüzüne karıştığı büyük bir şehirde Elif adında küçük bir kız yaşarmış.

Elif’in ailesinin fazla parası yokmuş. Küçük evlerinde annesiyle birlikte yaşıyor, geçimlerini sağlayabilmek için ellerinden geleni yapıyorlarmış.

Elif’in annesi evde örgüler örerken Elif de küçük kutuların içine kibritler yerleştirip onları satmaya yardım edermiş.

Kışın en soğuk günlerinden biri gelmiş.

Üstelik o akşam yılın son gecesiymiş.

Şehrin sokakları ışıklarla süslenmiş, evlerin pencerelerinden sıcacık yemeklerin kokuları yayılmaya başlamış.

Elif küçük sepetini eline almış.

Sepetin içinde satması gereken birkaç kutu kibrit varmış.

Annesi:

“Hava çok soğuk. Fazla geç kalma,” demiş.

Elif atkısını boynuna sıkıca dolamış.

“Merak etme anne. Birkaç kutu satıp hemen dönerim.”

Sonra karla kaplı sokaklara doğru yürümeye başlamış.

Karlı Sokaklar

Şehir her zamankinden daha kalabalıkmış.

İnsanlar yeni yıl için alışveriş yapıyormuş.

Çocuklar ailelerinin ellerinden tutarak dükkânların renkli vitrinlerine bakıyormuş.

Elif kalabalığın arasında yürüyerek:

“Kibrit! Kibrit alan var mı?”

diye sesleniyormuş.

Fakat herkes aceleyle bir yerlere gidiyormuş.

Kimse onu fark etmiyormuş.

Elif bir fırının önünden geçmiş.

İçeriden taze ekmek kokusu geliyormuş.

Karnı guruldamış.

Ama cebinde yalnızca birkaç küçük para varmış.

“Önce kibritleri satmalıyım,” diye düşünmüş.

Saatler ilerlemiş.

Kar daha hızlı yağmaya başlamış.

Elif’in ayakları üşüyormuş.

Eldivenlerinin içindeki parmakları bile buz gibi olmuş.

İlk Kibrit

Akşam karanlığı çöktüğünde Elif küçük bir dükkânın kapısının yanına oturmuş.

Bugün neredeyse hiç kibrit satamamış.

“Bir tanesini yakarsam kimse fark etmez.”

Kutudan küçük bir kibrit çıkarmış.

Duvara sürtmüş.

“Çıtır!”

Küçücük sarı bir alev yanmış.

Elif ellerini ateşe yaklaştırmış.

Bir anda kendisini sıcacık bir odada hayal etmiş.

Odanın ortasında büyük bir soba yanıyormuş.

Sobanın üzerinde çaydanlık varmış.

Annesi karşısında oturuyor ve ona gülümsüyormuş.

“Gel Elif, ellerini ısıt.”

Elif sobaya yaklaşmak istemiş.

Fakat kibrit sönmüş.

Hayal de kaybolmuş.

Karşısında yeniden soğuk sokak varmış.

İkinci Kibrit

Elif biraz daha beklemiş.

Soğuk iyice artmış.

Bir kibrit daha yakmış.

Bu kez karşısında büyük bir sofra belirmiş.

Masada sıcak çorba, taze ekmek, meyveler ve mis gibi kokan yemekler varmış.

Elif şaşkınlıkla:

“Ne güzel bir sofra!”

demiş.

Tam ekmekten bir parça almak için elini uzatmış ki kibrit sönmüş.

Sofra kaybolmuş.

Elif karnını tutmuş.

“Keşke eve gitmeden önce birkaç kibrit daha satabilsem.”

Üçüncü Kibrit

Bir süre sonra üçüncü kibriti yakmış.

Bu kez karşısında kocaman bir yılbaşı ağacı belirmiş.

Dallarında yüzlerce ışık yanıyormuş.

Altında renkli paketler varmış.

Çocuklar ağacın çevresinde neşeyle gülüyorlarmış.

Elif de onların arasında olduğunu hayal etmiş.

Bir çocuk ona küçük bir oyuncak ayı uzatmış.

“Bu senin.”

Elif oyuncağı almak üzereyken kibrit yeniden sönmüş.

Yılbaşı ağacının ışıkları birer birer gökyüzündeki yıldızlara dönüşmüş.

Elif başını kaldırmış.

Kar taneleri yıldızların önünden usulca geçiyormuş.

Büyükannesinin Hatırası

Elif dördüncü kibriti yakmış.

Bu kez karşısında çok sevdiği büyükannesini görmüş.

Büyükannesi birkaç yıl önce uzak bir şehre taşınmıştı ve Elif onu uzun zamandır göremiyordu.

“Elif.”

“Büyükanne!”

Elif çok sevinmiş.

“Burada ne yapıyorsun?”

Büyükanne gülümsemiş.

“Beni hatırladığın için buradayım.”

Elif:

“Seni çok özledim.”

“Ben de seni özledim.”

“Keşke gerçekten burada olsaydın.”

Büyükanne ona eskiden söylediği sözü hatırlatmış:

“Zor zamanlarda ne yapacağını hatırlıyor musun?”

Elif düşünmüş.

“Yardım istemekten çekinmemeliyim.”

“Evet.”

Kibrit sönmüş.

Büyükanne kaybolmuş.

Ama söylediği söz Elif’in aklında kalmış.

Fırının Kapısı

Elif ayağa kalkmış.

Biraz önce önünden geçtiği fırına doğru yürümüş.

Kapıyı açmış.

İçerisi sıcacıkmış.

Tezgâhın arkasında Hasan Usta adında yaşlı bir fırıncı varmış.

Elif çekinerek:

“Amca… burada biraz ısınabilir miyim?” diye sormuş.

Hasan Usta hemen ona bakmış.

“Tabii ki. Gel bakalım.”

Elif sobanın yanındaki sandalyeye oturmuş.

Hasan Usta ona bir bardak sıcak süt ve küçük bir ekmek getirmiş.

“Bunları yiyebilirsin.”

Elif:

“Ama param çok az.”

“Bunun için para istemiyorum.”

Elif sıcak sütü içmiş.

Ekmekten küçük lokmalar almış.

Yavaş yavaş elleri ısınmaya başlamış.

Hasan Usta’nın Fikri

Hasan Usta:

“Bu saatte neden sokaktasın?” diye sormuş.

Elif kibrit sattığını anlatmış.

Hasan Usta sepetine bakmış.

“Kaç kutu kaldı?”

“On iki.”

Hasan Usta düşünmüş.

“Benim fırında her gün kibrit kullanılıyor.”

Sepetteki bütün kibritleri satın almış.

Elif gözlerine inanamamış.

“Hepsini mi?”

“Hepsini.”

Sonra tezgâhın altından küçük bir paket çıkarmış.

“Bunu da annene götür.”

Paketin içinde sıcak ekmekler ve birkaç çörek varmış.

Elif:

“Çok teşekkür ederim!”

Hasan Usta:

“Bu kadar geç saatte yalnız dönmeni istemiyorum. Ben de birazdan dükkânı kapatacağım. Seni evine bırakırım.”

Eve Dönüş

Hasan Usta dükkânı kapattıktan sonra Elif’le birlikte yola çıkmış.

Kar hâlâ yağıyormuş.

Fakat Elif artık üşümüyormuş.

Bir süre sonra küçük evlerine ulaşmışlar.

Annesi kapıda endişeyle bekliyormuş.

“Elif!”

Kızına sarılmış.

“Çok merak ettim.”

Elif:

“Özür dilerim anne. Kibrit satmaya çalışırken geç kaldım.”

Hasan Usta yaşananları anlatmış.

Sonra:

“Yarın benimle fırına gelir misiniz?” diye sormuş.

Annesi şaşırmış.

“Neden?”

“Fırındaki kumaş torbalar yıprandı. Elif annenizin dikiş diktiğini söyledi. Belki onarabilir.”

Elif’in annesi sevinmiş.

“Elbette.”

Yeni Bir Başlangıç

Ertesi gün anne kız fırına gitmişler.

Elif’in annesi torbaları onarmış.

Hasan Usta yaptığı işi çok beğenmiş.

“Her hafta birkaç iş verebilirim.”

Böylece Elif’in annesi düzenli olarak fırının dikiş işlerini yapmaya başlamış.

Elif de okuldan sonra bazen fırına uğruyor, rafları düzenlemeye yardım ediyormuş.

Hasan Usta ona ekmek yapmayı bile öğretmiş.

Bir süre sonra fırının camına küçük bir kutu konulmuş.

Üzerinde şöyle yazıyormuş:

“Paylaşma Sepeti”

Müşteriler isterlerse fazladan bir ekmek alıp sepete bırakabiliyormuş.

İhtiyacı olanlar ise buradan ücretsiz ekmek alabiliyormuş.

Bu fikir kısa sürede bütün mahalleye yayılmış.

Manav da meyve sepeti hazırlamış.

Terzi kullanılabilir durumdaki kıyafetleri toplamaya başlamış.

Kitapçı çocuklar için ücretsiz kitap köşesi oluşturmuş.

Kibritçi Kız

Bir Kibritin Işığı

 

Aylar geçmiş.

Kış sona ermiş.

İlkbahar geldiğinde Elif yine fırının önünden geçiyormuş.

Hasan Usta onu çağırmış.

“Elif, sana bir şey göstereceğim.”

Tezgâhın üzerinde küçük bir kibrit kutusu varmış.

“Bunu hatırlıyor musun?”

Elif gülmüş.

“Geçen kış sattığım kutulardan biri.”

“Evet. Sonuncusunu sakladım.”

“Neden?”

Hasan Usta kibrit kutusunu eline almış.

“Çünkü bazen küçücük bir şey büyük bir değişimin başlangıcı olabilir.”

Elif o soğuk geceyi düşünmüş.

Sıcak sobayı…

Hayalindeki sofrayı…

Yılbaşı ağacını…

Büyükannesini…

Sonra fırının kapısını açmak için gösterdiği cesareti hatırlamış.

Eğer yardım istemeseydi Hasan Usta onun orada olduğunu hiç fark etmeyebilirdi.

Elif’in Dileği

Bir sonraki kış geldiğinde Elif ve annesinin hayatı biraz daha kolaylaşmış.

Elif okula düzenli gidiyor, boş zamanlarında kitap okuyormuş.

Yılın son gecesinde Hasan Usta’nın fırınında küçük bir kutlama yapılmış.

Mahalledeki çocuklar da davet edilmiş.

Sofrada sıcak çorba, ekmek ve çörekler varmış.

Hasan Usta:

“Yeni yıl için herkes bir dilek tutsun!” demiş.

Çocuklar gözlerini kapatmış.

Elif de dileğini düşünmüş.

Ama kendisi için oyuncak, elbise ya da büyük bir ev dilememiş.

İçinden:

“Umarım soğukta kalan herkes çalabileceği sıcak bir kapı bulur,” demiş.

Sonra gözlerini açmış.

Pencerenin dışında kar yağıyormuş.

Elif artık biliyormuş ki bazen küçücük bir ışık bile karanlığın içinde yol gösterebilirdi.

Fakat daha önemlisi, insanların birbirleri için ışık olabilmesiydi.

Yardım istemek güçsüzlük değildir. Yardıma ihtiyacı olan birini fark etmek ve elimizden geldiğince destek olmak ise küçücük bir iyiliğin çok daha büyük bir iyiliğe dönüşmesini sağlayabilir.

O gece Elif cebinden eski bir kibrit çıkarmış.

Yakmamış.

Onu küçük bir kutunun içine koyup saklamış.

Çünkü artık ısınmak için o kibrite ihtiyacı yokmuş.

Ama baktığında, en karanlık gecelerde bile umudun küçücük bir ışıkla başlayabileceğini hatırlıyormuş.

Gökten üç küçük ışık düşmüş. Biri yardım istemekten çekinmeyenlere, biri elindekini paylaşanlara, biri de bu masalı sonuna kadar okuyan çocuklara gitmiş.

Masalın Verdiği Mesaj

Kibritçi Kız Masalı; paylaşmanın, dayanışmanın, çevremizde yardıma ihtiyaç duyan insanları fark etmenin ve gerektiğinde yardım istemenin önemini anlatır. Küçük bir iyilik bazen yalnızca bir kişiyi değil, zamanla bütün bir çevreyi değiştirebilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu