Klasik Masallar3 Yaş Masalları4 Yaş Masalları5 Yaş Masalları6 Yaş Masalları7 Yaş Masalları8 Yaş Masalları9 Yaş MasallarıUyku masalları

Kibrit Çocuk

Kibrit Çocuk

Kibrit Çocuk Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Uzak ülkelerin birinde, kış geldiğinde çatıların bembeyaz karlarla kaplandığı Işıkdere adında küçük bir kasaba varmış.

Bu kasabada Kerem adında meraklı bir çocuk yaşarmış.

Kerem’in babası kasabanın eski kibrit atölyesinde çalışırmış. Küçük tahta çöpleri kutulara dizer, kutuların üzerine rengârenk resimler yapıştırırmış.

Kerem okuldan çıktığında bazen babasının yanına gider, boş kutuları düzenlemesine yardım edermiş.

Fakat Kerem’in kibritlerle ilgili çok ilginç bir düşüncesi varmış.

Ona göre her kibritin içinde küçücük bir ışık saklanıyormuş.

Babası bir gün:

“Ne düşünüyorsun yine?” diye sormuş.

Kerem elindeki kibriti göstererek:

“Bunun içinde ateş olduğunu düşünüyorum.”

Babası gülmüş.

“Ateş değil, ateş çıkarabilecek maddeler var. Ama kibrit oyuncak değildir. Yalnızca yetişkinler gerektiğinde kullanmalı.”

Kerem başını sallamış.

Babasının bu kuralını hiç unutmuyormuş.

Ama yine de kutuların içinde bekleyen küçücük ışıkları düşünmek çok hoşuna gidiyormuş.

Bir gün Işıkdere’de yaşanan büyük bir kar fırtınası, Kerem’in ışık hakkındaki düşüncelerini tamamen değiştirecekmiş.

Büyük Kar Fırtınası

O yıl kış her zamankinden daha sert geçmiş.

Bir akşam gökyüzünü koyu bulutlar kaplamış.

Rüzgâr:

“Vuuuu! Vuuuu!”

diye esmeye başlamış.

Kar hızla yağmış.

Birkaç saat içinde yollar kapanmış.

Kerem annesi ve babasıyla evde otururken lambalar birden sönmüş.

“Elektrikler kesildi!” demiş Kerem.

Babası el fenerini açmış.

“Fırtınada bazen böyle şeyler olabilir.”

Annesi battaniyeleri getirmiş.

Kerem pencereye yaklaşmış.

Kasabanın bütün ışıkları sönmüş.

Normalde geceleri pencereleri sarı ışıklarla parlayan Işıkdere şimdi karanlık içindeymiş.

“Bütün kasaba karanlık.”

Babası:

“Merak etme. İnsanlar birbirlerine yardım eder.”

Penceredeki Küçük Işık

Bir süre sonra Kerem karşı evin penceresinde küçük bir ışık görmüş.

Sonra başka bir evde…

Bir tane daha…

İnsanlar güvenli şekilde fenerlerini ve ışıklarını yakıyormuş.

Kasaba tamamen karanlık kalmamış.

Kerem:

“Bak baba! Herkesin evinde küçük bir ışık var.”

Babası:

“Bazen çok büyük bir yeri aydınlatmak için tek bir ışık yetmez.”

“Peki ne gerekir?”

“Birçok küçük ışığın bir araya gelmesi.”

Kerem bu sözü çok sevmiş.

Fakat tam o sırada kapı çalınmış.

Komşudan Gelen Haber

Kapıda komşuları Ayşe Teyze varmış.

“Mahallenin sonunda yalnız yaşayan Nuri Dede’ye ulaşamıyoruz.”

Nuri Dede yaşlı olduğu için böyle havalarda dışarı çıkmazmış.

Telefonu da cevap vermiyormuş.

Kerem’in babası:

“Ben gidip kontrol edeyim.”

Annesi:

“Fırtına çok güçlü.”

“Yalnız gitmeyeceğim. Komşularla birlikte gideriz.”

Birkaç yetişkin el fenerlerini almış.

Kerem de gitmek istemiş.

Fakat babası:

“Sen burada annenle kal. Böyle havalarda çocukların dışarı çıkması güvenli değil.”

Kerem biraz üzülmüş ama babasını dinlemiş.

Pencereden insanların karların arasında ilerlemesini izlemiş.

Ellerindeki fenerler karanlık sokakta küçük yıldızlar gibi görünüyormuş.

Nuri Dede’nin Evi

Bir süre sonra babası geri dönmüş.

“Nuri Dede iyiymiş.”

Kerem rahatlamış.

“Neden telefona cevap vermemiş?”

“Telefonunun şarjı bitmiş.”

“Üşüyor muymuş?”

“Biraz. Bu yüzden onu bu gece bizim mahalledeki sıcak eve getirdik.”

Kasabanın kahvehanesi elektrik kesintileri için hazırlanan küçük bir jeneratöre sahipmiş.

İnsanlar orayı geçici bir buluşma yerine dönüştürmüşler.

Kerem:

“Biz de yardım edebilir miyiz?”

Babası düşünmüş.

“Evden yapabileceğimiz şeyler var.”

Kibrit Kutularından İşaretler

Kerem’in aklına bir fikir gelmiş.

Atölyeden kalan boş kibrit kutuları vardı.

“Bunlardan küçük işaret kutuları yapabiliriz.”

Annesi:

“Nasıl?”

Kerem renkli kâğıtlar getirmiş.

Boş kibrit kutularının üzerine büyük oklar çizmiş.

Bazılarına:

SICAK TOPLANMA ALANI

bazılarına:

YARDIM NOKTASI

yazmış.

Babası çok beğenmiş.

Ertesi sabah fırtına biraz hafiflediğinde yetişkinler bu işaretleri mahallede güvenli yerlere yerleştirmişler.

Çocuklar da evlerinde sıcak içecek paketleri, temiz battaniyeler ve kitaplar hazırlamışlar.

Kerem şaşırmış.

Küçücük kibrit kutuları bile işe yarıyormuş.

Atölyenin Yeni Görevi

Elektrik kesintisi ikinci gün de devam etmiş.

Kasabanın kibrit atölyesi o sırada kapalıymış.

Fakat Kerem’in babasının aklına bir fikir gelmiş.

“Atölyenin büyük salonunu da yardım merkezi yapabiliriz.”

Kasabalılar hemen çalışmaya başlamışlar.

Masalar kurulmuş.

Battaniyeler getirilmiş.

Termoslarla sıcak çorba taşınmış.

Çocuklar için bir köşeye kitaplar ve oyuncaklar konmuş.

Kerem de duvara büyük bir resim asmış.

Resimde karanlık bir kasabanın üzerinde yüzlerce küçük yıldız varmış.

Altına şöyle yazmış:

“Küçük Işıklar Birleşince Karanlık Azalır.”

Nuri Dede resmi görünce:

“Bunu sen mi yaptın?”

“Evet.”

“Çok doğru bir söz.”

Kibrit Çocuk

Fırtınanın üçüncü gününde yerel görevliler yolları açmaya başlamış.

Elektrik ekipleri de arızayı onarıyormuş.

Bu sırada Kerem sürekli yardım merkezinde bir şeylerle ilgileniyormuş.

Boş kibrit kutularından küçük oyunlar yapmış.

Çocukların isimlerini kutulara yazmış.

Kayıp eşyalar için ayrı kutular hazırlamış.

Bir çocuk gülerek:

“Sen Kibrit Çocuk oldun!”

Kerem kahkaha atmış.

“Ben kibrit yakmıyorum ki!”

“Yakmana gerek yok. Kutularla her şeyi yapıyorsun.”

Bu isim kısa sürede yayılmış.

Kasabadaki çocuklar Kerem’e şakayla karışık Kibrit Çocuk demeye başlamışlar.

Kerem bu ismi sevmiş.

Işıkların Geri Dönüşü

Üçüncü gecenin sonunda kasabanın elektrikleri geri gelmiş.

Önce sokak lambaları yanmış.

Sonra evlerin pencereleri aydınlanmış.

Kasabadan büyük bir sevinç sesi yükselmiş.

“Elektrik geldi!”

Kerem dışarı bakmış.

Işıkdere yeniden adına yakışır biçimde ışıl ışılmış.

Fakat Kerem’in en çok dikkatini çeken elektrik lambaları olmamış.

İnsanlar hâlâ yardım merkezinde birbirleriyle konuşuyor, yiyeceklerini paylaşıyor ve yaşlı komşularının iyi olup olmadığını soruyormuş.

Kerem babasına:

“Artık ışık geldiğine göre yardım merkezi kapanacak mı?”

Babası:

“Belki fırtına için kapanır.”

“Sonra?”

“İstersen başka bir şeye dönüştürebiliriz.”

Küçük Işık Kulübü

Kerem’in önerisiyle atölyenin kullanılmayan küçük odalarından biri çocuklar için ayrılmış.

Buraya Küçük Işık Kulübü adı verilmiş.

Çocuklar burada kullanılmayan kutulardan oyuncaklar yapıyor, kitaplarını değiş tokuş ediyor ve mahalle için küçük yardım projeleri hazırlıyormuş.

Bir hafta yaşlı komşularına alışveriş listeleri hazırlamışlar.

Başka bir hafta sokaktaki hayvanlar için güvenli su kapları koymuşlar.

Sonra eski kitapları toplayıp küçük bir kütüphane oluşturmuşlar.

Kerem her toplantıda duvardaki cümleyi okuyormuş:

“Küçük ışıklar birleşince karanlık azalır.”

Babasının Hediyesi

Kerem’in doğum günü geldiğinde babası ona küçük bir kutu vermiş.

Kutunun şekli eski bir kibrit kutusuna benziyormuş.

Kerem açmış.

İçinde minik bir pilli fener varmış.

Üzerine de:

KİBRİT ÇOCUK

yazılmış.

Kerem çok sevinmiş.

“Bu gerçek bir kibrit değil.”

Babası gülmüş.

“Çünkü ışık olmak için ateş yakman gerekmiyor.”

Kerem bir süre düşünmüş.

“Birine yardım etmek de ışık olmak mı?”

“Bence öyle.”

“Birini dinlemek?”

“O da.”

“Bir şeyi paylaşmak?”

“O da.”

Kerem gülümsemiş.

“O zaman herkes Kibrit Çocuk olabilir.”

Babası:

“Kesinlikle.”

Yıllar Sonra

Aradan yıllar geçmiş.

Kerem büyümüş.

Eski kibrit atölyesi artık kullanılmıyormuş.

Fakat bina yıkılmamış.

Kasaba halkı burayı büyük bir çocuk kütüphanesine dönüştürmüş.

Kapının yanında eski bir kibrit kutusu sergileniyormuş.

Altında küçük bir yazı varmış:

“Bu kutu bir zamanlar yalnızca kibrit taşırdı. Sonra bir çocuk onun başka şeyler de taşıyabileceğini düşündü: fikirleri, yardımlaşmayı ve umudu.”

Kütüphaneye gelen çocuklar bu yazıyı okuyup Kerem’in hikâyesini sorarmış.

Yaşlılar da onlara büyük kar fırtınasını ve Kibrit Çocuk’u anlatırmış.

Kerem ise hikâyesi anlatıldığında hep aynı şeyi söylermiş:

“Ben tek başıma hiçbir şey yapmadım.”

Çünkü o gece kasabayı aydınlatan tek bir kişi değildi.

Birisi sıcak çorba yapmıştı.

Birisi yolları açmıştı.

Birisi yaşlı komşusunu kontrol etmişti.

Birisi battaniye getirmişti.

Bir çocuk ise birkaç boş kutunun üzerine yön işaretleri çizmişti.

Hepsi küçücük işlerdi.

Ama bir araya geldiklerinde büyük bir fark oluşturmuşlardı.

Kerem de o karlı geceden sonra şunu hiç unutmamış:

Dünyayı aydınlatmak için her zaman büyük işler yapmak gerekmez. Bazen küçücük bir iyilik, başka bir iyiliği başlatır. Sonra o iyilik bir başkasına geçer ve karanlık yavaş yavaş azalır.

Gökten üç küçük ışık düşmüş. Biri yardım edenlere, biri paylaşmayı bilenlere, biri de bu masalı sonuna kadar okuyan çocuklara gitmiş.

Kibrit Çocuk

Masalın Verdiği Mesaj

Kibrit Çocuk Masalı; yardımlaşmanın, paylaşmanın ve küçük iyiliklerin önemini anlatır. Tek başına küçük görünen bir davranış, başkalarının desteğiyle büyük bir değişimin başlangıcı olabilir. Çocuklar da güvenli ve yaşlarına uygun yollarla çevrelerine katkıda bulunabilir.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu