Klasik Masallar3 Yaş Masalları4 Yaş Masalları5 Yaş Masalları6 Yaş Masalları7 Yaş Masalları8 Yaş Masalları9 Yaş MasallarıYaslara Göre Masallar

Kar Kraliçesi

Kar Kraliçesi

Kar Kraliçesi Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Uzak ülkelerin birinde, kışın karların evlerin çatılarını bembeyaz örttüğü, yazın ise pencerelerin önünde rengârenk güllerin açtığı küçük bir şehir varmış.

Bu şehirde birbirine komşu iki evde yaşayan Gerda ile Kay adında iki çocuk varmış.

Gerda ile Kay kardeş değillermiş ama birbirlerini kardeş kadar çok severlermiş. Evlerinin pencereleri birbirine çok yakınmış. İki pencerenin arasındaki küçük tahta kutularda güller yetiştirirlermiş.

Yaz günlerinde pencerelerini açıp saatlerce konuşur, kış geldiğinde ise birbirlerinin evlerine gidip masallar anlatırlarmış.

Bir kış akşamı Gerda’nın büyükannesi onlara kar tanelerinden söz etmiş.

“Her kar tanesinin şekli birbirinden farklıdır,” demiş.

Kay merakla:

“Peki bütün kar tanelerinin bir kraliçesi var mı?”

Büyükanne gülümsemiş.

“Eski hikâyelerde kuzeyin en uzak yerinde yaşayan bir Kar Kraliçesi olduğu anlatılır.”

Gerda pencerenin dışına bakmış.

Kar taneleri sessizce düşüyormuş.

O sırada büyük bir kar tanesi pencerenin kenarına konmuş.

Kay ona dikkatle bakmış.

Bir an için kar tanesinin içinde beyaz elbiseli bir kadın gördüğünü sanmış.

Sonra kar tanesi eriyip kaybolmuş.

Buzdan Gelen Küçük Parça

Ertesi gün Kay ile Gerda sokakta oynuyormuş.

Kay birden gözünü tutmuş.

“Ah!”

Gerda hemen yanına koşmuş.

“Ne oldu?”

“Gözüme bir şey kaçtı.”

Gerda dikkatle bakmış ama hiçbir şey görememiş.

Kay birkaç kez gözünü kırpmış.

“Geçti galiba.”

Fakat o günden sonra Kay’ın davranışları değişmeye başlamış.

Eskiden çok sevdiği gülleri artık beğenmiyormuş.

“Bu çiçeklerin yaprakları yamuk.”

Gerda’nın anlattığı hikâyelere gülüyormuş.

“Çocukça şeyler bunlar.”

Gerda arkadaşındaki değişikliği anlayamıyormuş.

Aslında Kay’ın gözüne sihirli bir aynanın küçücük parçası kaçmıştı.

Bu ayna insanların güzel şeylerin kusurlarını görmesine, iyilikleri ise fark edememesine neden oluyormuş.

Kar Kraliçesi Geliyor

Bir gün Kay kızağıyla meydanda oynuyormuş.

Tam o sırada bembeyaz büyük bir kızak meydana gelmiş.

Kızağın içinde beyaz pelerinli uzun bir kadın oturuyormuş.

Bu, Kar Kraliçesi’ymiş.

Kay hayranlıkla kızağa bakmış.

Kraliçe ona:

“Kuzeydeki sarayımı görmek ister misin?” diye sormuş.

Kay bir an Gerda’yı düşünmüş.

Ama kalbindeki buz parçası ona:

“Git,” der gibiymiş.

Kay kızağa binmiş.

Atlar koşmaya başlamış.

Kızak karların arasında hızla uzaklaşmış.

Akşam olduğunda Kay eve dönmemiş.

Bütün şehir onu aramaya başlamış.

Gerda günlerce arkadaşını beklemiş.

Fakat Kay’dan hiçbir haber gelmemiş.

Sonunda:

“Onu ben bulacağım,” demiş.

Ve küçük çantasını hazırlayarak yola çıkmış.

Gerda’nın Uzun Yolculuğu

Gerda önce nehir boyunca yürümüş.

“Nehir, Kay’ı gördün mü?” diye sormuş.

Elbette nehir cevap vermemiş.

Fakat suyun üzerinde küçük kırmızı bir gül yaprağı yüzüyormuş.

Gerda bunu bir işaret kabul etmiş.

Yürümeye devam etmiş.

Günler sonra rengârenk çiçeklerle çevrili küçük bir eve ulaşmış.

Evde yaşlı bir kadın yaşıyormuş.

Kadın Gerda’ya sıcak çorba vermiş.

“Burada kalabilirsin.”

Bahçesi o kadar güzelmiş ki Gerda bir süre yolculuğunu unutacak gibi olmuş.

Fakat bir sabah kırmızı bir gül görmüş.

Kay ile birlikte yetiştirdikleri gülleri hatırlamış.

“Kay!”

Hemen çantasını almış.

“Gitmem gerekiyor.”

Yaşlı kadın ona biraz yiyecek vermiş.

“Öyleyse yolun açık olsun.”

Kar Kraliçesi

Konuşan Karga

Gerda günlerce yürüdükten sonra büyük bir ormana ulaşmış.

Bir ağacın dalında siyah bir karga oturuyormuş.

“Kay’ı arıyorum,” demiş Gerda.

Karga başını yana eğmiş.

“Gak! Belki gördüm.”

“Gerçekten mi?”

“Yakındaki saraya genç bir çocuk geldi.”

Gerda heyecanla saraya gitmiş.

Fakat oradaki çocuk Kay değilmiş.

Sarayda yaşayan prenses Gerda’nın hikâyesini dinlemiş.

“Arkadaşını bulmak için bu kadar yol mu geldin?”

“Evet.”

Prenses ona kalın bir palto, sıcak çizmeler ve yiyecek vermiş.

“Daha kuzeye gideceksen bunlara ihtiyacın olacak.”

Gerda teşekkür ederek yeniden yola çıkmış.

Kuzeyin Soğuk Toprakları

Gerda ilerledikçe hava soğumuş.

Ağaçlar azalmış.

Kar kalınlaşmış.

Bir gece küçük bir kulübeye ulaşmış.

Burada yaşlı bir kuzey kadını yaşıyormuş.

Kadın Gerda’yı içeri almış.

Gerda:

“Kar Kraliçesi’nin sarayını arıyorum.”

Kadın şaşırmış.

“Oraya neden gitmek istiyorsun?”

“Arkadaşım Kay orada.”

Kadın Gerda’nın yüzüne dikkatle bakmış.

“Kar Kraliçesi’nin sarayında seni koruyacak sihirli bir silahım yok.”

Gerda başını eğmiş.

“Öyleyse nasıl başaracağım?”

Kadın gülümsemiş.

“Buraya kadar gelmeni sağlayan şey neydi?”

“Kay’ı bulmak istemem.”

“İşte sahip olduğun en büyük güç bu.”

Buzdan Saray

Gerda sonunda Kar Kraliçesi’nin sarayına ulaşmış.

Saray tamamen buzdan yapılmış.

Duvarlar kristal gibi parlıyor, uzun koridorlarda soğuk rüzgâr dolaşıyormuş.

Gerda:

“Kay!”

diye seslenmiş.

Cevap gelmemiş.

Koridorlarda ilerlemiş.

Sonunda büyük bir salon görmüş.

Salonun ortasında Kay oturuyormuş.

Önünde yüzlerce buz parçası varmış.

Onları yan yana getirerek şekiller oluşturmaya çalışıyormuş.

“Kay!”

Kay başını kaldırmış.

Gerda ona doğru koşmuş.

“Sonunda seni buldum!”

Ama Kay’ın yüzünde hiçbir sevinç yokmuş.

“Sen kimsin?”

Gerda olduğu yerde kalmış.

“Ben Gerda’yım.”

Kay onu hatırlamıyormuş.

Gerda’nın Gözyaşları

Gerda Kay’ın yanına oturmuş.

“Pencerelerimizin önündeki gülleri hatırlıyor musun?”

Kay cevap vermemiş.

“Birlikte kardan kaleler yaptığımız günleri?”

Sessizlik.

“Büyükannenin anlattığı hikâyeleri?”

Kay buz parçalarını dizmeye devam etmiş.

Gerda çok üzülmüş.

Gözlerinden sıcak yaşlar akmaya başlamış.

Bir damla Kay’ın eline düşmüş.

Sonra bir damla daha…

Kay birden durmuş.

Göğsünde garip bir sıcaklık hissetmiş.

Gözleri dolmuş.

Ağlamaya başlayınca gözündeki küçücük ayna parçası da gözyaşıyla dışarı çıkmış.

Kay çevresine şaşkınlıkla bakmış.

Sonra Gerda’yı görmüş.

“Gerda?”

Gerda’nın yüzünde kocaman bir gülümseme belirmiş.

“Beni hatırladın!”

Kay ona sarılmış.

“Buraya kadar beni bulmaya mı geldin?”

“Tabii ki.”

Kar Kraliçesi ile Karşılaşma

Tam o sırada salonun kapıları açılmış.

Kar Kraliçesi içeri girmiş.

Gerda korkmuş ama Kay’ın elini bırakmamış.

Kraliçe onlara bakmış.

“Kay, sarayımı terk etmek mi istiyorsun?”

Kay:

“Evet.”

“Burada her şey kusursuz. Buzlar bozulmaz, kar taneleri düzenlidir.”

Gerda:

“Ama burada sıcaklık yok.”

Kraliçe ona bakmış.

“Buzun sıcak olması gerekmez.”

Gerda:

“Bir evin gerekir.”

Kar Kraliçesi uzun süre sessiz kalmış.

Sonra Kay’a dönmüş.

“Seçim senin.”

Kay hiç düşünmeden:

“Gerda’yla eve dönmek istiyorum.”

Kraliçe elini kaldırmış.

Sarayın büyük kapıları açılmış.

“Öyleyse gidin.”

Eve Dönüş Yolculuğu

Gerda ile Kay el ele tutuşarak saraydan çıkmışlar.

Dönüş yolunda daha önce Gerda’ya yardım eden insanları ziyaret etmişler.

Kuzeydeki yaşlı kadın onlara sıcak çorba vermiş.

Prenses onları sarayında ağırlamış.

Karga:

“Gak! Demek sonunda arkadaşını buldun!”

diye sevinmiş.

Aylar sonra şehirlerine ulaşmışlar.

Artık bahar gelmiş.

Pencerelerinin önündeki güller yeniden açmış.

Kay çiçeklere uzun uzun bakmış.

“Ne kadar güzeller.”

Gerda gülmüş.

“Eskiden kusurlarını görüyordun.”

Kay:

“Şimdi o küçük kusurların onları daha güzel yaptığını düşünüyorum.”

Yeniden Açan Güller

İki arkadaş büyümeye devam etmiş.

Ama o uzun yolculuğu hiç unutmamışlar.

Kay bazen öfkeli veya mutsuz olduğunda hemen kötü şeylere odaklandığını fark ediyormuş.

Böyle zamanlarda kendisine:

“Acaba yine yalnızca kusurları mı görüyorum?”

diye sorarmış.

Gerda ise çıktığı yolculuktan cesaretin korkmamak anlamına gelmediğini öğrenmiş.

O da birçok kez korkmuştu.

Ama yine de yürümeye devam etmişti.

Yıllar sonra insanlar Gerda’ya:

“Kar Kraliçesi’ni nasıl yendin?” diye sorarmış.

Gerda gülümseyerek:

“Ben kimseyi yenmedim. Sadece arkadaşımı yalnız bırakmadım,” dermiş.

Çünkü bazen en güçlü sihir ne büyülü aynalarda ne de buzdan saraylarda bulunurmuş.

Gerçek dostluk; zor zamanlarda yanımızda kalan, bize kim olduğumuzu hatırlatan ve yol ne kadar uzun olursa olsun bizi aramaktan vazgeçmeyen insanların sevgisinde saklıymış.

Gökten üç kar tanesi düşmüş. Biri gerçek dostlara, biri sevdikleri için cesaret gösterenlere, biri de bu masalı sonuna kadar okuyan çocuklara gitmiş.

 

Masalın Verdiği Mesaj

Kar Kraliçesi Masalı; dostluk, sevgi, cesaret ve kararlılığın önemini anlatır. Gerda’nın uzun yolculuğu, sevdiğimiz birine destek olmak için bazen sabırlı ve cesur davranmamız gerektiğini gösterir. Kay’ın yaşadıkları ise yalnızca kusurlara odaklanmak yerine çevremizdeki güzellikleri de fark etmenin değerini hatırlatır.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu