Ay Işığını Biriktiren Küçük Terzi
Ay Işığını Biriktiren Küçük Terzi

Ay Işığını Biriktiren Küçük Terzi Masalı
Ay Işığını Biriktiren Küçük Terzi Masalına başlıyoruz , Bir varmış, bir yokmuş. Uzak mı uzak ülkelerin birinde, geceleri yıldızların pencerelere kadar yaklaştığı küçük bir kasaba varmış.
Bu kasabanın adı Gümüşdere‘ymiş.
Gümüşdere’nin dar sokaklarından birinde, mavi kapılı küçücük bir terzi dükkânı bulunurmuş. Dükkânda Mert adında genç bir terzi yaşarmış.
Mert’in yaptığı elbiseler gösterişli değilmiş. Fakat diktiği her şey son derece özenliymiş. Sökülen cepleri onarır, çocukların yırtılan montlarını diker, eski elbiseleri yeniden kullanılabilir hâle getirirmiş.
Mert’in en büyük hayali ise daha önce hiç kimsenin yapmadığı bir kumaş dokumakmış.
Her gece dükkânını kapattıktan sonra penceresinin önüne oturur, gökyüzündeki aya bakarmış.
“Keşke ay ışığından kumaş dokuyabilseydim,” dermiş.
Kasabalılar bunu duyduklarında gülerlermiş.
“Ay ışığı tutulabilir mi hiç?”
Mert de gülermiş.
“Belki henüz nasıl tutulacağını bilmiyoruzdur.”
Pencereye Düşen Işık
Bir gece dolunay bütün kasabayı aydınlatmış.
Mert yine penceresinin önünde oturuyormuş.
Tam kalkmaya hazırlanırken masanın üzerindeki boş cam kavanozun içinde küçük bir parıltı fark etmiş.
Kavanozu eline almış.
İçinde incecik, gümüş renkli bir ışık dolaşıyormuş.
“Bu da ne?”
Kavanozu pencereye yaklaştırmış.
Ay ışığı camın içinden geçiyor, fakat küçük bir bölümü sanki içeride kalıyormuş.
Mert heyecanlanmış.
Hemen başka bir kavanoz getirmiş.
Sonra bir tane daha…
Sabaha kadar ay ışığını gözlemlemiş.
Güneş doğduğunda kavanozların içindeki parıltılar kaybolmuş.
Mert biraz üzülmüş ama vazgeçmemiş.
“Demek ki ışığı yakalamak yetmiyor. Onu saklamanın yolunu da bulmalıyım.”
Yaşlı Dokumacı
Kasabanın dışında Narin Nine adında yaşlı bir dokumacı yaşarmış.
Narin Nine, yıllardır yünlerden ve pamuklardan birbirinden güzel kumaşlar dokurmuş.
Mert ertesi sabah onun yanına gitmiş.
“Bana ışığı nasıl dokuyacağımı öğretebilir misin?”
Narin Nine kahkahalarla gülmüş.
“Ben yün dokurum evladım, ışık değil.”
Sonra Mert’in ciddi olduğunu görünce düşünmüş.
“Peki neden ay ışığını dokumak istiyorsun?”
Mert:
“Çünkü geceleri karanlıktan korkan çocuklar için ışıldayan battaniyeler yapmak istiyorum.”
Narin Nine’nin yüzündeki gülümseme değişmiş.
“Demek yalnızca farklı bir kumaş yapmak istemiyorsun.”
“Hayır.”
“Öyleyse denemeye değer.”
Narin Nine ona çok ince, beyaz iplikler vermiş.
“Bunları ay ışığında dokumayı dene.”
İlk Deneme
Mert o gece küçük dokuma tezgâhını dükkânın önüne çıkarmış.
Ay yükselince çalışmaya başlamış.
Bir sıra iplik…
Bir sıra daha…
Ay ışığı beyaz ipliklerin üzerinde parlıyormuş.
Saatler sonra küçük bir kumaş parçası ortaya çıkmış.
Mert heyecanla onu karanlık odaya götürmüş.
Fakat kumaş hiç parlamamış.
“Olmadı.”
Ertesi gece yeniden denemiş.
Yine olmamış.
Üçüncü gece…
Dördüncü gece…
Beşinci gece…
Sonuç değişmemiş.
Kasabanın fırıncısı onu görünce:
“Boşuna uğraşıyorsun Mert,” demiş.
Manav:
“Ay ışığından kumaş yapılmaz.”
Mert bazen onların haklı olduğunu düşünüyormuş.
Ama sonra karanlıktan korktuğu için geceleri annesinin yanında uyuyan küçük komşusu Ela‘yı hatırlıyormuş.
“Bir kez daha deneyeceğim.”
Yıldız Tozu Değil, Sabır
Bir gece Narin Nine dükkâna gelmiş.
Mert’in yaptığı kumaşları incelemiş.
“İplikleri çok sık dokuyorsun.”
“Daha sağlam olsun diye.”
“Bazen ışığın geçebilmesi için küçük boşluklar gerekir.”
Mert şaşırmış.
Narin Nine tezgâhın başına oturmuş.
“Her şeyi sıkıca tutmaya çalışırsan ışığa yer bırakmazsın.”
O gece birlikte yeni bir kumaş dokumuşlar.
İpliklerin arasında gözle zor görülen küçük boşluklar bırakmışlar.
Ay ışığı kumaşın arasından geçmeye başlamış.
Fakat yine de kumaş kendi başına parlamıyormuş.
Mert başını eğmiş.
Narin Nine:
“Bugün bir şey öğrenmedin mi?”
“Öğrendim.”
“O hâlde başarısız olmadın.”
Bu söz Mert’in çok hoşuna gitmiş.
Küçük Ateş Böcekleri
Ertesi akşam Mert ormanda yürürken ateş böcekleri görmüş.
Küçük böcekler karanlığın içinde yıldızlar gibi parlıyormuş.
Mert onları yakalamaya çalışmamış.
Sessizce izlemiş.
Bir süre sonra aklına bir fikir gelmiş.
“Belki kumaşın ay ışığını üretmesi gerekmiyor. Yalnızca aldığı ışığı daha uzun süre göstermesi gerekiyor.”
Ertesi gün farklı ipliklerle çalışmaya başlamış.
Kasabadaki cam ustasından ışığı yansıtan çok ince, güvenli parlak iplikler istemiş.
Pamuk ipliklerinin arasına bunlardan eklemiş.
Gece olduğunda kumaşı ay ışığının altında bırakmış.
Sonra karanlık odaya götürmüş.
Kumaş birkaç saniyeliğine hafifçe parlamış.
Mert’in gözleri büyümüş.
“Oldu!”
Ama ışık hemen sönmüş.
“Henüz değil.”
Otuzuncu Gece
Mert tam otuz gece boyunca çalışmış.
Her gece yaptığı kumaşı biraz değiştirmiş.
Bazen iplikleri kalınlaştırmış.
Bazen inceltmiş.
Bazen dokuma şeklini değiştirmiş.
Sonunda otuzuncu gece küçük bir battaniye tamamlamış.
Battaniyeyi pencerenin önünde dolunayın altında bırakmış.
Bir saat sonra odasına götürüp lambayı söndürmüş.
Battaniye karanlıkta hafif, gümüş renkli bir ışıkla parlamaya devam etmiş.
Bir dakika geçmiş.
Işık sönmemiş.
Beş dakika…
On dakika…
Mert sevinçten yerinde duramamış.
“Başardım!”
İlk Ay Battaniyesi
Mert yaptığı ilk battaniyeyi satmamış.
Onu küçük Ela’ya götürmüş.
“Bu senin.”
Ela battaniyeye bakmış.
“Normal bir battaniye gibi.”
“Akşam olmasını bekle.”
Gece olduğunda Ela battaniyeyi penceresinin önüne bırakmış.
Sonra odasına götürmüş.
Lamba kapanınca battaniyenin üzerinde küçük yıldızlara benzeyen gümüş noktalar parlamış.
Ela hayranlıkla:
“Gökyüzü yatağıma gelmiş!”
O gece ilk kez annesinin yanında uyumadan kendi odasında rahatça uyumuş.
Ertesi sabah bütün kasaba Mert’in battaniyesini konuşuyormuş.
Kralın Habercisi
Haber zamanla saraya kadar ulaşmış.
Kralın habercisi Gümüşdere’ye gelmiş.
“Kralımız senden yüz tane ay battaniyesi istiyor.”
Mert şaşırmış.
“Yüz tane mi?”
“Evet. Sarayın bütün odalarına koyacak.”
Mert düşünmüş.
“Yüz battaniyeyi tek başıma yapamam.”
Haberci:
“Kral sana çok para ödeyecek.”
Mert yine de kabul etmemiş.
“Bu kumaşı yapmak uzun sürüyor. Acele edersem düzgün olmaz.”
Haberci şaşkınlıkla saraya dönmüş.
Birkaç gün sonra kral bizzat kasabaya gelmiş.
“Teklifimi neden kabul etmedin?”
Mert:
“Çünkü yapamayacağım bir şey için söz vermek istemedim.”
Kral bu cevabı beğenmiş.
“Peki kaç tane yapabilirsin?”
“Kasabadaki dokumacılar bana yardım ederse yeterince zaman içinde yüz tane yapabiliriz.”
Gümüşdere’nin Atölyesi
Böylece eski bir depo büyük bir dokuma atölyesine dönüştürülmüş.
Narin Nine gençlere dokumayı öğretmiş.
Mert de geliştirdiği yöntemi kasabadaki diğer ustalarla paylaşmış.
Birlikte aylar boyunca çalışmışlar.
Fakat Mert’in bir şartı varmış.
Yapılan her on battaniyeden biri ihtiyacı olan bir çocuğa ücretsiz verilecekmiş.
Kral bunu kabul etmiş.
Zamanla Gümüşdere’nin ay battaniyeleri ülkenin her yerine yayılmış.
İnsanlar artık Mert’e:
“Ay Işığını Biriktiren Terzi,” diyormuş.
Mert ise bu adı duyduğunda gülüyormuş.
“Ben ay ışığını biriktirmedim. Yalnızca onun kumaşın üzerinde biraz daha uzun kalmasını sağladım.”
Yıllar Sonra
Aradan yıllar geçmiş.
Mert’in küçücük terzi dükkânı hâlâ aynı yerdeymiş.
Kapısının üzerinde ise küçük bir ay resmi varmış.
Bir gün genç bir çırak ona:
“Usta, bu kumaşı ilk denemende mi yaptın?” diye sormuş.
Mert kahkahalarla gülmüş.
“Keşke!”
“Kaç kez denedin?”
“Saymayı bıraktığım kadar çok.”
“Peki başarısız olduğunda neden vazgeçmedin?”
Mert pencereden gökyüzüne bakmış.
“Çünkü her denemede neden olmadığını biraz daha iyi anladım.”
Sonra çırağına ilk yaptığı kumaşlardan birini göstermiş.
Kumaş hiç parlamıyormuş.
“Bunu neden hâlâ saklıyorsun?”
Mert gülümsemiş.
“Çünkü bana nereden başladığımı hatırlatıyor.”
O gece dolunay yeniden Gümüşdere’nin üzerinde yükselmiş.
Atölyenin pencerelerinde onlarca ay battaniyesi ışıldıyormuş.
Mert gökyüzüne bakıp yıllar önce söylediği sözü hatırlamış:
“Belki henüz nasıl yapılacağını bilmiyoruzdur.”
Ve artık şunu çok iyi biliyormuş:
Bir şeyi ilk denemede yapamamak, onu hiçbir zaman yapamayacağımız anlamına gelmez. Merak, sabır ve öğrenme isteği bir araya geldiğinde daha önce mümkün görünmeyen fikirler bile gerçeğe dönüşebilir.
Gökten üç küçük yıldız düşmüş. Biri hayal kuranlara, biri vazgeçmeden yeniden deneyenlere, biri de bu masalı sonuna kadar okuyan çocuklara gitmiş.

Masalın Verdiği Mesaj
Ay Işığını Biriktiren Küçük Terzi Masalı; sabırlı olmanın, denemekten vazgeçmemenin ve hatalardan öğrenmenin önemini anlatır. Başarısız görünen her deneme, yeni bir şey öğrenmemizi sağlayabilir. Hayaller ise emek ve merakla birleştiğinde yeni fikirlerin başlangıcı olabilir.




